Çizgi romanın Türkiye’deki serüveni

Kategoriler Kültür-Sanat
Okuma süresi | 4 dakika

Geçtiğimiz hafta sonu (10 Aralık) Boğaziçi Üniversitesi Karikatür ve Mizah Kulübü’nün (BUKOMİK) düzenlediği Boğaziçi Comics Chronicles etkinliği için üniversitenin Güney Kampüsü’ndeydik. Karikatüristlerle söyleşilere, stand-up gösterilerine, çizgi roman adaptasyonu film gösterimlerine ev sahipliği yapan kulüp, 9-11 Aralık 2016 tarihleri arasında çizgi roman sanatçılarını ve sektör çalışanlarını öğrenciler ve çizgi roman meraklılarıyla buluşturdu. Böylece Türkiye’de ilk kez böyle bir etkinliğe imza atılmış oldu. Neden böyle bir girişime ihtiyaç duyduklarını sorduğum kulüp üyelerinden Taha Ercoşkun, çizgi roman endüstrisinin üç ayağını, yani sanatçılar, yayıncılar ve okuyucuları birleştirmek istediklerini söyledi.

Takvimde ünlü çizerlerle atölye çalışmalarına da yer veren Boğaziçi Comics Chronicles vesilesiyle bağımsız çizgi roman sanatçıları panelinde Elif Nurşad, Caner Özdurak, Aptülika‘yı dinleme fırsatı bulduk. Uykusuz dergisi ekibinden Emrah Ablak, Memo Tembelçizer, Cihan Kılıç, Kenan Yarar ve Galip Tekin‘den de hem kişisel kariyer serüvenlerini hem de çizgi romanın geçmişi, bugünü ve geleceğini dinledik.

Yerli yazar ve çizerlerin hikayelerini “Çizgi Roman Yolculuğu” adlı programına taşıyarak YouTube kanalından (cizgiromantv)  paylaşan yönetmen/yapımcı Öner S. Biberkökü‘nün çekim süreçleriyle ilgili yaptığı sunumu görme fırsatı yakaladık. Tüm paneller içerik olarak son derece doyurucu ve ufuk açıcıydı.

Paneller, birçok farklı üst başlıklar üzerinden ilerledi. Mizah ve iktidar arasındaki ilişkiden tutun da 80’ler Türkiye’sindeki çizgi roman kültürü, günümüz Türkiye’sindeki değerlerin kültür ve sanattan kopuşu, usta-çırak ilişkisi, bir çizerin hikaye yaratım süreci,  mizah dergilerinin tirajları, sosyal medyada paylaşılan karikatürlerin yol açtığı olumlu/olumsuz durumları sektörün ticari kısmındaki isimlerden ve sanatçıların gözünden dinledik.

Aklımda kalanları paylaşayım…
**80’lerde çizgi roman hem çocuklar hem de yetişkinlerin dünyasında revaçtaydı. Bizim çocukluğumuza denk denk yıllarda çizgi romanlarla ilgili sokak pazarları kurulurmuş. Ulaşılamayan sayılar değiş tokuş edilir, yeni gelen sayıdaki hikayeler heyecanla takip edilirmiş. Belki de hayatımıza televizyonun, sinemanın girmesiyle şimdi bu kültürün yerinde yeller esiyor.
**Eskiden çizerler çalışmak için düzenli bir şekilde ofise gelirlermiş. Sabahtan akşama kadar hatta geceyarılarından sabaha kadar herkes masasında çizimini tamamlamaya bakarmış. Şimdi ise durum farklı. Çizerler evlerinden çalışıp çizimlerini ulaştırıyorlar ve bu olay birbirleriyle olan iletişimlerini, yeni fikirlerle birbirlerinden beslenmelerini ve  yaratım süreçlerini etkiliyor.
**Usta-çırak ilişkisi bugün hala devam ediyor olsa da yetersiz. Zira karitatürlerin yetiştirilebileceği okullar, kurslar vs gibi eğitim kurumları neredeyse yok. Bu yüzden bu ilişkinin güçlenmesine ihtiyaç var.
**Genç karikatüristlerin çalışmalarını paylaşabilecekleri daha fazla mecralar olmalı. Birkaç sayfadan oluşan mizah dergilerine JR olarak girmek için o sayfa çizerinin yayından ayrılmasını beklemek gerekiyor, bu da yıllar alacağı için mantıklı durmuyor. Oldukça kısıtlı bir mecrada kendine yer bulmaya çalışan çizerlere alan yaratabilmenin en etkili yollarından biri mizah dergilerinin yanında daha fazla çizgi roman üretilmesi.
**İçerik benzersiz olmalı. Özgün içerik her zaman kendine okuyucu bulur ve hikayeyi takip ettirir.
**Eskiden Gırgır dergisinin içeriği her kesime hitap edermiş. Hangi kesimden olursa olsun aileler de takip edermiş. Leman ile beraber mizah dergileri aileye girmemeye başladı. Bunun sebeplerinden biri de derginin dilinin değişmiş olması ve artık ailecek okunamaması.
**Mizah dergilerinin tirajı özellikle kaosun yaşandığı dönemlerde artarmış. Bugüne gelindiğinde mizaha daha çok ihtiyaç duyarken mizah dergilerine talebin çok fazla artmadığı söyleniyor. Belki bunun sebeplerinden biri de sosyal medya araçları üzerinden kullanıcıların kendi mizah anlayışı üzerinden espri üretmesi olabilir.
**Karikatürde hak ihlallerinin aşırı yüksek seviyelerde olmadığı söylense de sosyal medyada reklam alıp karikatür paylaşan kişileri takip etmek meşakkatli. Karikatür paylaşımlarının önüne geçmek masabaşında saatlere, günlere mal olduğu için çok zor.
**Çizgi romanlar hem edebiyattan hem de resimden bir ürün ortaya çıkarıyor olsa da ülkemizde hakettiği değeri göremiyor.
**Kadın çizerlerin görünürlüğünün bu kadar az olması sorunsalının tahmini cevabı sektörde birçok ustaları varken çizim konusunda kendilerini göstermeye hazır hissetmemeleri. (Bu kısmı kadın çizerlere doğrudan sormak daha doğru olur.)
Boğaziçi Üniversitesi’nde çizgi roman teorisi üzerine ders veren Gazi Mehmet Emin Adanalı moderatörlüğünde düzenlenen Boğaziçi Comics Chronicles, gerek düzenli yayınlarda yer alan, gerek bağımsız çalışan 17 sanatçının yanında yayınevlerinden ve eleştirmenlerden toplam 26 misafirin katılımıyla sona erdi. Bu yıl etkinliğe katılamayanlar ya da haberdar olamayanlar üzülmesin. Atölyelerde çıkan çalışmaların ve etkinlikte dikkat çeken anektodların bulunduğu bir fanzin yolda…  Boğaziçi Comics Chronicles’ın ikincisinin  Ekim 2017’de yapılması planlanıyor. Nisan 2017’de de karikatür odaklı bir etkinliğin yapılacağı kulağımıza gelenler arasında…
Merve Damcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir